İstediğim mesleği yaptım, muhteşem bir ailede yetiştirildim, harika bir annem, babam ve ağabeyim oldu, sevdiğim adamla evlendim. Gurur duyduğum bir kızım oldu. Daha ne isteyebilirim ki… Şükrederim ancak… zaten öyle de yapıyorum her gün…

Son derece demokrat bir ailede söz sahibi bir birey olarak büyütülen, küçük yaşlardan itibaren kültür farklılıklarına uyum sağlayabilmiş bir dünya vatandaşı Prof. Dr. Yasemin G. İnceoğlu.

Türkiye tarihinde ilklere imza atmış köklü bir aileden geliyor. 1961 Anayasasının ilk taslağını düzenleyen Hukuk Profesörü İsmet Giritli’nin tek kızı. Teyzesi Süreyya Ağaoğlu Türkiye’nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucusu.

5 yaşında başladığı Nilüfer Hatun İlkokulundaki öğrenciliği baba İsmet Giritli’nin işi dolayısıyla New York’ da devam etmiş. Amerika’daki yaşamını “50 sent’e araba yıkardık. O kültürde zengin fakir ayrımı olmadan cep harçlığını çıkaramamak ayıptı” diye özetleyen Prof. İnceoğlu hayatını İletişim Bilimine adamış, aile yaşamına önem veren, olumlu bakmayı erken yaşta öğrenebilmiş şanslı kişilerden.

Aileye dair başarı tanımı ise bugünkü yaşamını şekillendirmiş. “Çok başarılı bir anne ve babanın çocuğu olduğum için ‘başarılı olmak’ – her ne kadar kişiden kişiye değişse de – bizim ailede başladığın işi bitirmek, bir şeyi yarıda bırakmamaktı. Sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirildik, maymun iştahlılığı aile fertleri olarak hiç sevmezdik.”

Pek çok derneğin destekçisi, çok sayıda iletişim kitabına imza atmış, dövme yaptırmayı seven, öğrencileri tarafından aranılan, eğlenceli ve mutlu bir Profesör Yasemin G.İnceoğlu.

Büyük Kulübün güneşe bakan bahçesinde Yasemin hocanın hayata karşı umutlandıran enerjisine bir kez daha yakından tanık olarak keyifli ve öğretici yaşam hikayesine dahil oluyoruz.

Nilüfer Hatun ilkokulundan New York ilkokuluna…

Babası ve annesi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tanışıp dört yıllık arkadaşlığın ardından evlenmişler. Evliliklerinden iki çocukları olmuş; Ahmet Rıza Giritli ve Yasemin Giritli. Aydın insanlar olmalarının yanı sıra neşeli, esprili ve yardımsever olarak hatırladığı ailesini keyifle anlatıyor Yasemin G. İnceoğlu.

“Annem ve babamın 61 yıl süren birliktelikleri hep aşk, dostluk, sevgi ve saygı ile sürdü. Annem evlilikleri boyunca babamın sağ kolu oldu. İsmet Giritli’yi İsmet Giritli yapan Suna (Ağaoğlu) Giritli’dir.”

Suna Ağaoğlu Giritli

Suna hanım başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, eşinin akademik kariyeri için gönüllü olarak kendini ikinci plana atıyor.

“İsmet benden çok daha parlak bir öğrenciydi, o pekiyi ben iyi derece ile mezun oldum, Sıdık Sami Onar hoca ona asistanlık teklif etmişti, evi iki akademisyen maaşı ile geçindirmek imkânsızdı, ben de Siemens’de avukatlık yaptım” diye anlatırmış fedakarlığını…

Baba İsmet Giritli ABD’de Columbia ve Georgetown Üniversitelerinde  bir süre öğretim üyeliği yapar ve Giritli ailesi Amerika’ya yerleşir.

“Ağabeyimle birlikte biz de farklı akademik yıllarda orada okuduk. Nilüfer Hatun ilkokulunda okurken bir anda kendimi New York’ da ilkokulda veya daha sonra Washington D.C de ortaokulda buluyordum. Bunun çocuklukta olması harika bir deneyim sağlıyor, sosyal uyumda yaşamım boyunca hiçbir sorun yaşamamış olmamı biraz bu göçebelik serüvenime borçluyum galiba.”

Aile Amerika’dan İstanbul’a döndükten sonra Yasemin G.İ, o yıllarda nadir bir durum olan Robert Kolej’den kabul görmüş ama ailesi eğitimine Atatürk Kız Lisesinde devam etmesini daha uygun bulmuş.

“Atatürk Kız Lisesi’nden mezunum. 16 yaşımdan itibaren cep harçlığımı kazanmaya başladım. 16-17 yaşlarımda Türkiye’de yaşları benden büyük öğrenciler de dahil olmak üzere pek çok kişiye İngilizce dersleri verirdim.  Ama maddi durumu kötü olanlardan hiç para almazdım. Ailem bana böyle öğretti.”

80’li senelerde ise üniversitedeyken Nuri Osmaniye’de bir süre Turist Rehberliği yapmış.  “Rehberlik işimde ilk turum Japonlara yaptığım Batı Anadolu turuydu. Arkeoloji Profesörlerine Troya’yı gezdireceğim. Bana birisi tüyo verdi. ‘Orada bir köpek var onu takip et, tam bir rehber köpektir’ diye. Gerçekten de köpek oradaydı. Anlatıyorum anlatıyorum adamlar tuhaf bakıyor. Meğer yanlış anlatıyormuşum. ”

Adalar’da ilk televizyon denemesi

Her zaman fikrinin sorulduğu ve neşeli bir aile ortamında büyüyen Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu o yıllara dair keyifli anılarını da ekliyor “Annem Azeri kökenli olduğu için çok güzel Kafkas Pilavı yapardı. Suna’nın Kafkas Pilavı partilerine konsoloslar, büyükelçiler, akademisyenler, sanatçılar, gelip giderdi. Her hafta sonu evimiz cıvıl cıvıl dolup taşardı… Evimiz Türkiye’nin televizyon ile tanıştığı dönemlerde de şen şakraktı. Hiç unutmuyorum; babam 1968 -1969 yıllarında TRT yönetim kurulu başkanıydı.  Böyle olunca haliyle, Adalar’da ilk televizyon denemesi de Sedef Adası’nda, bizim evde oldu. Salonumuza televizyon kurulur, adamızın çocukları evimize gelir, rahmetli annemin güzel kekleri, pastaları eşliğinde salonun ortasında oturur siyah – beyaz deneme yayınlarını seyrederdik hep beraber. Çok güzel günlerdi gerçekten…”

Sedef Adası Yasemin İnceoğlu için özel bir yer. Toplam 60-70 evden oluşan Sedef Adası İnceoğlu’nun çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği özel hatıralarıyla dolu. Adada bu yıl 53 yılı geride bıraktığını anlatırken, kendini en mutlu hissettiği ve üretken olduğu yerin burası olduğunu da ekliyor. “Çocukluğum ve gençliğim burada geçti. Sedef Adalı olmak denen bir şey var kanımca, bu adalı olmaktan öte bir şey. Biz burada geniş bir aileyiz hatta aileden de öte. Tüm sevinç ve üzüntülerimizi paylaşıyoruz. Aslında yıllar geçtikçe bu ada ile kurduğum ilişki tutkuya dönüşüyor. Her yılın 4 ayını adada geçiriyorum, günde ortalama 4-5 saat çalışıyorum evde, kitap ve makalelerimin büyük bir bölümünü burada üretiyorum. Şehirde gün içerisinde çalışmak neredeyse imkansızken burada aksine ortam üretim için son derece müsait. Özellikle her gün yüzerek, yürüyüşe çıkarak ve balkonda yeşillikler arasından denize boş boş bakarak sıfırlanıyorum. Adadaki dostlar ile akşam buluşmalarımızı başka hiçbir şeye değişmem… Şehre o kadar yakın ama bir o kadar da uzak bir cennetteyiz sanki… Burada yaşayanlar son derece tevazu sahibi insanlar. Herkes burada kendini yaşıyor; marka giymene, gösteriş yapmana gerek yok… Adayı ziyarete gelen; birinci grup çok sever burayı, ikinci grup ‘Nasıl yaşıyorsunuz burada? Ulaşım zor, burada üstüne para versem yaşayamam’ der. ”

15 Yıl Klasik Bale ve Sporcu bir ruh

Vural Gökçaylı defilesi

Boyu çok uzun olduğu için klasik baleden modern baleye yönelen Yasemin G. İnceoğlu’nun sporla arası hala oldukça iyi. Pilates, bisiklet, tenis, sörf, yoga ilgilendiği diğer sporlar. Cem Ertekin’in kurduğu Türkiye’nin ilk özel dans grubu Çağdaş Bale Topluluğu’nda dans eder. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde Carmina Burana, Bahar Ayini gibi eserlerde sahne alır. Tüm bunların yanında renkli ve eğlenmeyi seven yapısı onu Vural Gökçaylı’nın bir defilesinde destek amaçlı podyuma bile çıkarır. Şale köşkünde yapılan defilede satılan biletlerden toplanan paralar muhtaç ailelere bağış olarak verilir.

Akademisyen hayata dokunabilen kişidir

Nerede bir hak ihlali varsa orada olmayı tercih eden Yasemin İnceoğlu, kariyeri boyunca her zaman ezilenin yanında yerini alır. İletişim bölümünü özellikle yeni bir disiplinlerarası alan olması sebebiyle tercih eder. Gazetecilik mesleğinin en önemli var oluş nedeni olan kamunun bilgi edinme hakkı ve mesleğin doğasında olan barış, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar hayatının önemli bir bölümünde yer alır.

“Akademisyene çok görev düştüğünün bilinciyle yaşadım hep. Hegemonik ideolojinin ötekileştirdiği kesimi de kucakladığı bir akademik bakışa ihtiyacımız olduğunu hep düşündüm ve bu bakış açısıyla hareket ettim. ‘Derse girip çıkayım’ la akademisyen olunmaz. Akademisyen hayata dokunabilen kişidir. Vicdan sahibi ve bir şeylerin sesi olabilen kişidir. Alternatif medya kuramlarını alana inerek pekiştirip ortaya koyuyoruz. Bu tanıklık ettiğimiz şeyi de öğrencilerle paylaşıyoruz. Bu hayata dokunmaktır. Ben, Türkiye üniversitelerindeki tüm olumsuz şartlara rağmen, özgür bir akademisyen olabildim.  Haksızlığa uğrayan her kesimin yanında yer aldım. LGBTİ bireylerle çalıştım; nefret söylemi üzerine araştırmalar yaptım. Roman ve Ermeni yurttaşlarla görüştüm… Nerede bir hak ihlali varsa vicdanen orada oldum, oluyorum. Kimden yana olduğunuz çok önemli. Zalimden zulüm yapandan mı, hak ihlaline uğrayan mağdurdan mı yanasınız. Ben hiçbir zaman o güçlü, muktedire yanaşmadım.

Türkiye’de nüfusun yarısından çoğunun kadın olmasına rağmen kadınlar azınlık grubunu oluşturuyor. Kadın, kendisi için değil, diğerleri için var olan bir cinsiyet. Toplumsal yaşam içinde egemenlerin hegemonyası altında yaşayan toplum kendisine enjekte edilen düşünceler dışındaki düşüncelere karşı hoşgörüsüzdür. Böyle düşüncelere sahip kişi ve gruplar toplumsal alan dışına itilir ve ‘öteki’leştirilir. ‘Öteki’ kavramını sorgularken aslında hepimizin birbirimize karşı öteki olduğunu görürüz. Her toplum ve medeniyetin bir ‘öteki’ kavramı mutlaka vardır. “Öteki” olduğunu kabul etmek, meşru olmadığını kabul etmek demektir.”

Hindistan’da Medya Çalışmaları

İletişim ve Medya çalışmalarını sürdürmek üzere 2013-2014 akademik yılının ikinci yarısını Hindistan’da bulunan Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nin Medya Çalışmaları Merkezi’nde geçiren İnceoğlu, Yeni Delhi, kadınlar, medya ve ülke kültürüyle ilgili izlenimlerini de Hindistan Günlükleri kitabında anlatır.

“Klişeleşmiş olan ‘Hindistan’a ya âşık olursunuz ya da nefret eder, bir daha asla dersiniz!’ ayrımından ilkine yakınım zannedersem. Aslında Hindistan keşfedilmeye değer bir ülke; çünkü içinde büyük zıtlıklar barındırıyor. Sefalet, yoksulluk, şiddet, terörün yanı sıra; tartışma kültürü de son derece yaygın. Medya Çalışmaları Merkezi’ndeki yüksek lisans ve doktora öğrencilerine, Türkiye medyası ile ilgili farklı başlıklar altında seminerler verdim. Seminerler sonrası bana yöneltilen soruların niceliği ve niteliği beklentimin oldukça üstündeydi. Açıkçası Türkiye’yi ve gündemini bu kadar yakından takip ettiklerini öngörememiştim.”

Geleneksel’e pek sempatim yoktur

“Yaşa ve yaşat felsefesine inancım, önyargıdan uzak durmam insanlarla iyi iletişim içerisinde olmamı sağlıyor. Geleneksele pek sempatim yoktur çünkü geleneksel hiyerarşi ve otorite yanlısıdır -ben ikisini de sevmem- ‘yeni bir dünya mümkün’ sloganının temel çıkış noktası olan, direniş ve değişim isteğine yer vermez, üstelik kendine benzemeyenleri ötekileştirme potansiyeline sahiptir.”

20 yıl görev yaptığı Marmara Üniversitesinden Galatasaray Üniversitesine geçerken fakülte arkadaşlarının kendisine hazırladığı veda yemeği unutulmaz anılarından biri olur…

“Marmara İletişim benim doğup büyüdüğüm ilk yuvamdı, ancak takdir edersiniz ki 20 yılın sonunda artık aynı iş yerinde gerek sizin kuruma gerekse de kurumun size vereceği pek yeni bir şey kalmıyor. Dönemin rektörü fakülteden ayrılmamamı Dekanlık görevini üstlenmemi istediyse de, idari görev merakım olmadığı için Galatasaray Üniversitesine geçme kararı almıştım. Hayatımın hiçbir döneminde emekli olana kadar vakıf üniversitesinde çalışmayı düşünmedim.”

2016 yılında emekliye ayrılan Yasemin G. İnceoğlu, son yıllarda daha çok yurt dışında seminer ve ders vermek üzere davetler alıyormuş. Bir profesör olarak emekli olmak demek sevdiği işleri daha fazla üretmek anlamına geliyor onun için. Ama durmak demek asla değil. Yeni kitap projeleri, eğitim davetleri, Sosyoloji son sınıf öğrencisi olarak azimle okumaya devam etmesi ise yaşamda her şeye rağmen umutla ve sevgiyle üretme gayretini kanıtlar nitelikte.

 

 

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikYazının Yolculuğu
Sonraki İçerikSanat Bir Tür Özgürlük Alanıdır
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.