“Herhangi bir hayat bir başka hayattan daha önemli olabilir mi?” sorusu ile yola çıkan ve buluşturduğu 10 sanatçının 10 ayrı eseriyle yepyeni bir hikaye anlatarak her birimizin hayatının ne kadar değerli olduğuna farkındalık yaratan ilk sergisi ile Beyoğlu’nun yeni sanat alanı, Istanbul Concept Galery. 

Beyza Boynudelik, Fulden  Adatürk, Gabrielle Reeves, Güneş Acur, Işıl Gönen, Olga Alexopoulou, Özlem Tekdemir, Sadi Tekin, Sıdıka Rodop ve Tuğrul Selçuk gibi 10 kıymetli sanatçının 10 ayrı işiyle 100 eserin bir arada sergilendiği Istanbul Concept Gallery, 12 Eylül’de 10×10 sergisinin ayrı hikayelerini, Beyoğlu’na yeni bir sanat sesi olarak getirdi.

Istanbul Concept Gallery

Istanbul Concept Gallery’de küratörlüğünü Işık Gençoğlu’nun yaptığı “Yeni Hikayeler”  sergisinde, hep daha ince ne ile çizebilirim diye düşünürken, dünyanın muhtemelen en ince çizen kalemiyle küçük hikayeler anlatan illüstratör ve sanatçı Sadi Tekin’in New York esintili minik hikayeleri, Işıl Gönen’in renkli masal dünyası, Gabrielle Reeves’in çay seramonisi, Sıdıka Rodop’la çizgi sanatı, Fulden Adatürk’ün derinlikli hayal alemi ve diğer tüm sanatçılar 10×10 sergisinde bir araya gelerek önce kendi hikayelerini, bütünleştiklerinde ise apayrı bir hikayenin değerli parçalarını oluşturuyor gibi.

“Hikaye Anlatmak” temasıyla yola çıkan serginin küratörü Işık Gençoğlu Istanbul Concept Gallery ile sektörün zorlu zamanlarında bir mekan açmanın risklerini bilerek bu işe giren sanat ve yaratım aşığı bir kadın. Sanatın herkes tarafından erişilebilir ve anlaşılabilir olmasını önemseyen Işık Gençoğlu, galeriyi yaratıcı endüstrilerden ve  farklı disiplinlerden sanatçı ve katılımcıların bir arada üretebileceği bir mekan olarak kurgulamış.

Sanat yaratımı ve paylaşımla dolu dolu geçen bir sergi süreci, sanatçı sohbetleri serisi olan “Yaratıcı Üçleme” ile derinleşiyor. New York’tan küçük ama içi dolu hikayeleriyle gelen Sadi Tekin, tekne, ev ve balıklardan oluşan mini hikayesini üçlemenin son günü sanatseverlerle paylaşıyor.

“Ölçekler çok küçük olunca, belli karalamalardan bir dünya yaratabiliyorsun. 10 mm’ye 1 mm, bir ölçüde çizimleri gerçekleştirirken Manifesto olarak da, orijinal işlerin nasıl değerlendirilip fiyatlandırılacağını konuşmayı düşündüm bu seride. Onun üzerine tabloları kurgularken eserlerin yolda kaybolması da enteresan oldu. Küçük oldukları yüzünden kayboldular. Eğer 50×70 işler olsaydı belki kaybolmadan zamanında gelecekti sergiye. Bu da ironik bir durum yarattı aslında. Serginin de bu işler için düşünülen manifestosunu minifestoya çevirdim. ”

Sadi Tekin’in sergisinde 3 ev, 3 balık ve 3 tekneden oluşan bir seri yer alıyor. Sanatın değerine bakış açımızla ilgili göndermeler içeren çalışmalar farklı boyutlarda ve formlarda anlatılmış. Sadece orijinal olarak bu boyutta hazırlanabilecek bir seri olmasına dikkat çeken Sadi Tekin, kendi deyimiyle manifestosunun bir parçası olarak oyun oynuyor.

“Mini sergide 3 ev var ve farklı çerçeve boylarında farklı fiyatlarla sergileniyor. Bir evin biraz daha albenisi yüksek, altın varaklı bir çerçevede sergileniyor olması, aslında hep bir fiyatı ve değeri sorgulama anlayışı içeriyor. Keza serginin en pahalı işi, arkadaki en küçük iş. İş küçüldükçe fiyatı artıyor. Galericilerin sanatçılara yönelik ‘işlerini büyüt’ tavrı vardır genelde. Çünkü daha büyük işleri koleksiyoner daha fazla fiyata almak istiyor. Halbuki ben küçük boy çalışıyorum. Koleksiyonerler onu da alsın. Daha nitelikli bir iş gibi algılanıyor fakat büyük bir işi çalışmak daha kolay da olabilir. Detaya girdiğinde iş daha fazla aslında. Boyuttan ziyade eserin niteliği önemli olmalı diye düşünüyorum.”

Yaratıcı Üçleme sanatçı sohbetleri ile derinleşip, 10×10 Sergisi 100 eserle sanat resitalini tamamlayıp gelecek günlerde yerini yeni bir sergiye devrederken hafızalarımızda keyifli, eşitlikçi ve değerli hikayeler bırakıyor. Istanbul Concept Gallery’deki tüm bu çalışmalar uzun vadede sanat tarihi arşivi olarak da hafızamızdaki yerini alacak. Mekan aynı zamanda İstanbul Yaratıcı Endüstriler Derneği’nin merkezi ve yaratıcı pek çok etkinliğe de ev sahipliği yapacak gibi görünüyor. Tam da hak ettiği yerde, geçmiş, gelecek ve gerçek hikayelerin mekanı Beyoğlu’nda…

 

Buket Şengül

 

PAYLAŞ
Önceki İçerik“Türkiye’de Yaratıcılığın Ticari Olmasında Büyük Fayda Var…”
Sonraki İçerikAnne Frank’in Yazı Defteri
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.

CEVAP VER