Bilginin tanımlanması 20. yüzyılın sonunda gerçekleşir. Yakın süreçte ise bilginin tanımlanma yöntemleri “bilgilendirme tasarımı”  disiplini başlığı altında toplandı. Veri görselleştirme ise  sayısal boyuttaki bilgilerin görsel boyuttaki karşılıklarına verilen bir isim.

Verileri görselleştirmek, bilgiyi ve kavramları görseller yoluyla daha iyi anlamayı sağlayan önemli bir alan. Kartografi (haritacılık) ise bilginin görselleştirilmesinin bilinen en eski yöntemlerinden. Veri bilimi Batı’da sanayi devrimiyle şekillenirken görsel sanatları da içine alarak gelişme gösterir.

Osmanlı’nın son yıllarında başlayan veri görselleştirmeye yönelik uygulamalar, Cumhuriyet’in kuruluşuyla şekillenerek günümüze doğru yol alır.

Tüm bu notlar, bilginin grafiklerle işleniş serüvenini çarpıcı örneklerle aktaran “Gözlere Konuşmak: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bilginin Görselleştirilmesi” başlığıyla sunulan Stüdyo X Istanbul’da yer alan sergiden. Küratör Ömer Durmaz’ın 2009’dan beri sürdüğü tasarım tarihi araştırmalarının bir çıktısı olan sergi, grafik tasarım tarihi köklerini sandığımızın da ötesinde belgeler nitelikte, incelikle hazırlanmış.

Sergi, veri görselleştirmenin evrensel tanımı ve tarihiyle ile başlıyor. Altı bölümde özetlenen araştırma sergisi, veri görselleştirmeyi grafik tasarım ile çerçevelendirerek inceliyor.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bilginin Görselleştirilmesi

Son yedi yıldır tasarım tarihi, görsel kültür ve grafik tasarım tarihi üzerine incelemeler yapan Öğr. Gör. Ömer Durmaz, “Cerîde-i Adliyye” dergisinin kapaklarını görünce veri görselleştirmenin bundan neredeyse 100 yıl önce ileri düzeyde yapıldığını fark eder ve böylece “Gözlere Konuşmak” sergisinin ilk temelleri atılır.

Araştırmacı Ömer Durmaz, serginin giriş bölümünde veri görselleştirmenin tanımını yaparken, serginin genel bir tasvirini de çizmiş oluyor.

“1500’li yıllardan infografikler ve basılı yayınlar bulabildiğimiz “Adedi Grafik Suret-i Mütalaası” adlı ilk bölümden sonra, “Bürokratik Reform” bölümü geliyor. İstatistiğin ve istatistik grafiklerinin devlet bilimi olarak algılandığını anlatan bölümse “İktisat Savaşları” bölümü. Osmanlı’nın son yıllarındaki on yıl süren savaşlar sonrası Cumhuriyet’e geçişte devlet birimlerinde rasyonelleşme başlıyor ve devamında sayısal yaklaşım gelişme gösteriyor. Propaganda amaçlı da kullanılan istatistik grafikleri, toplumu yönlendirmede bir iletişim aracına dönüşüyor. Serginin son bölümü “Bilginin Dolaşımı”nda da, bürokratik reform üzerinden devlette başlayan halka ulaşarak sürecin tamamlanışını izliyoruz.”

Halkın Gözüne Konuşmak

Hem sokak sergilerinde, hem de fuarlarda halka anlatılacak konular için infografikler ve istatistik grafikleri kullanılırmış.

“Burada öne çıkan şey, ulusun inşasında infografiklerin, istatistik grafiklerinin etkili bir iletişim aracı olarak varlık gösterebilmesi. 1928 Harf Devrimi’ne kadar okuma yazma oranı zaten düşük, devrimden sonra da okuma yazma hemen yükselmiyor. Halkın okuma yazma bilmediği bir toplumda halkı yönlendirmek için görsel olarak konuşmak gerekiyor.”

Cerîde-i Adliyye Dergisi ve Veri Görselleştirme

Cerîde-i Adliyye” 1873 yılından itibaren Osmanlı’da farklı isimlerle çıkarılmış daha sonra 1920’lerin başında Cumhuriyetle beraber yenilenmiş, kanun hükümlerini ve uygulanış biçimlerini göstermek amacıyla yayımlanan bir hukuk dergisi. Serginin beşinci bölümünde “Cerîde-i Adliyye” dergisinin kapak tasarımlarını, Ömer Durmaz’ın yürütücülüğünde 10 bilgi tasarımcısı, tarih ve tasarım örgüsü üzerinden inceliyor.

“1800’li yıllarda Osmanlı’da başlayan modernleşme hareketlerinin sonucu olarak bir bürokratik reform olmuş, Batı’yı takip eden, anlamaya çalışan donanımlı bir kadro var. Devletin kaynaklarını doğru yönetmek için, istatistik grafikleri hazırlamışlar. Grafik anlamda da iyi şeyler ortaya koyabilmişler. Bu konuda temel dinamiğin Sanayi Devrimi ile kentleşme ve ticaret hayatının hızlanması olduğunu unutmamak gerekiyor.”

Osmanlı’nın, Tanzimat’tan itibaren Batı’nın neden iyi olduğunu anlamaya çalışırken keşfettiği alanlardan biri istatistik.

“İstatistik, devletin bir devlet bilimi olarak kabul ettiği, Propaganda’da bir iletişim aracına dönüştürdüğü bir alan. Grafik anlatımın, halka yönelik mecralarda kullanımı daha sonraları gerçekleşiyor. Öncelikli olarak, modernleşen yapı kendi içinde istatistik ve neşriyat şube birimleri kuruyor ve ilk istatistik grafikleri olarak ortaya çıkıyor. 1800’lerde gördüğümüz cetvel grafikleri daha sonra pasta ve bar grafikleri ve diyagram grafiği olarak karşımıza çıkıyor. Sonraları da, istatistik grafiğine dönüşüyor. İyi örneklere Türkiye İstatistik Kurumu’nun tarihinde rastlıyoruz.

Burada önemli olan, bu işin yapılması kadar bilinçli yapılmasıdır. Konunun dönem içinde tartışılması ve yazıların yayımlanmış olması, burada bilinçli bir yaklaşım olduğunu ve kabul gördüğünü gösteriyor. Osmanlı çöküyordu ama istatistik bilimi yükseliyordu. Osmanlı arayı kapatmak için elinden geleni yapmış ve bunu Cumhuriyet’e kadar taşımış. İyi örnekler çıkmış böylece.”

Grafiğin atası istatistik haritaları diyebilir miyiz?

Evet, bunlara veri haritaları da diyoruz bugün. O günlerde İstatistik harita da denilmiş. Zaten istatistik grafiğinin öncüleri haritacılardı. Örneğin Arif Bediz, kadastro eğitimi almış bir haritacıdır. İbrahim Müteferrika gibi, basım yayıncılıkta öncü isimler de, kitap basmadan önce harita yaparlarmış. Haritacılığın, grafik tasarım mesleğinin oluşumunda önemli bir yeri var. O kesimin de Almanlar’dan eğitim aldığını görüyoruz. Dolayısıyla ithal bir alan ama kendimizden de katarak yakından takibe almışız.

Ulemadan Grafik Mütehassısına Geçiş

Bürokratik reformla Osmanlı’nın aydın kesiminin bu alanda uzmanlaştığını görüyoruz. Cumhuriyet döneminde de Atatürk’ün devlet kurumları için imzaladığı “grafik mütehassısı” belgelerini görüyoruz. Cumhuriyetten sonra 1920’lerden 1950’lere kadar yavaş yavaş bu alan kurumsallaşmış.

Grafik Tasarım, tasarım tarihinin neresinde yer buluyor kendine?

Tasarım kavramı genel olarak teknolojinin paralelinde gelişen, kent kültürüyle gelişen kentsoylu bir sınıfın ürünü. Kentli kesimde yaklaşım değiştikçe tasarım anlayışı da değişiyor, tasarım kentliyi de dönüştürüyor.

Önceleri tasarıma çok daha işlevsel, uzmanlık üzerinden bakılırken artık tasarım daha geçişken, daha disiplinlerarası değerlendiriliyor. Doğru bir yaklaşım da olsa ben konuya biraz daha gelenekçi, faydacı ve işlevsel bakıyorum. Grafik tasarım kolay görünse de zor bir alandır. Kavramsal ve soyut düşüncenin karşılığıdır. Dolayısıyla üst dilden konuşur. İyi tasarım yapmak gerçekten zordur. Herkes kendini bir çizgiyle anlatabilir elbette, kolay görünen kısmı bu ama profesyonel bir kimlik tasarımına gelince,  bilmeniz gereken birçok farklı uzmanlık alanı dahil oluyor.

Grafik Tasarımı çok katmanlı bir meslek olarak görmek gerekir.

“Kavramlar üzerinden düşünüyoruz. Bir kurumun mesajını soyutlaştırıp bir simgeye dönüştürüyorsunuz. Aldığınız somut bilgiyi soyutlaştırıyoruz. Daha kolay ve hızlı anlaşılır hale getiriyoruz. Sonra bunu bir grafikle anlaşılır halde karşı tarafa sunuyoruz. Bu süreç kavramsallaştırmayı gerektiriyor. Bu da üst dilden konuşmanızı gerektiriyor. Basit bir şeyi alıp daha basit bir şeye dönüştürmek aradaki sürecin karmaşıklığını gösterir.”

 

Buket Şengül

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikFotoğrafla Dans Eden Gezgin
Sonraki İçerikDoğanın Şifalı Elleri
Uludağ Üniversitesi Turizm-Otelcilik - Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka ve proje yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi ve Satış, Sosyal Medya, Tasarım Kültürü, Girişimcilik ve NLP eğitimleri aldı. 2009’da kendi tasarımlarından oluşan markası Lui & Luisa yı kurdu. Aynı yıl öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde Türkiye’nin önde gelen gazeteci ve akademisyenlerinden Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. Markalaşma, Tasarım, Moda ve Sanat alanlarında çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alanlarda markalaşma söyleşileri yapıyor ve bağımsız yazarlık çalışmalarına devam ediyor.