Boğaziçi dünyanın en kıymetli tek incisi

Aşıkların yeri Çamlıca tepesi

Bunlar hep sende İstanbul…  

“İstanbul’ u besteledim… Çocukluğumdan beri İstanbul’ a aşık bir müzisyenim. Dünyadaki tüm bestekarlar kendi şehirlerinin ismini kullanarak beste yapmışlardır. Misal vereyim, ‘ I Love Paris, öteki Adios Lisbon, Arrivederci Roma… ‘ Çocukluğumdan beri düşünüyordum. Ben de İstanbul için 2 tane beste yaptım. ”

1960’ lı yıllarda Fecri Ebcioğlu’ nun Türkçe sözlerini yazdığı Bob Azzam’ ın “ Bak bir varmış bir yokmuş ” şarkısıyla, Türkçe sözlü pop müzik dönemini başlatan, Türkiye’ nin ilk caz piyanisti Bozkurt İlham Gencer…

93 yıllık ömrüne sayısız anı ve başarı sığdıran sanatçı ilk evliliğini kendisi gibi caz sanatçısı olan Ayten Alpman ile gerçekleştirir. İstanbul Radyosunda eşiyle birlikte programlar yapar. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ ın Gulyabani eserine besteler hazırlar. Bir filmde kısa bir süre başrol oynar. İkinci evliliğini Ege Güzeli olarak bilinen Necla Gencer ile gerçekleştirir. 1996 yılında İstanbul’un güzelliklerini koruma ve yaşatma derneği kurucu başkanı olur.  İstanbul için bestelediği parça 1. incilik ödülü alır ve ilk sahnesine 5 yaşında çıkar…

Piyano ile ilk tanışma

İlk piyano sesi ile annesi Nihal Hanım’ ın Etilerdeki evinde tanışır B. İlham Gencer. 5 yaşında evdeki konsol piyanonun tuşlarına ilk kez dokunur. Kendi kendine öğrenir piyanoyu nota bilmeden, zaten topu topu 5 yaşındadır. Piyanoyu konuşmayı öğrendiği gibi öğrendiğini anlatan İlham Gencer’in o gün bugündür en yakın dostu piyanodur artık…

“Annem biraz çalıyordu ama hoca değildi. Etilerdeki evinde 5 – 6 yaşındaki çocuklara piyano dersi verirdi. 4 lisan konuşurdu, Türkiye’ nin ilk hanım turist rehberiydi. Piyano sevgisi annemden sonra bana intikal etti tabii.” 1940′ lı yıllarda İstanbul radyosuna giren İlham Gencer orada her hafta İham Gencer’le Tatil Rotası isimli canlı müzik programını hazırlar. Türkçe şarkı söylemenin yasak olduğu yıllardır o yıllar.

“Denetim olmadığı için Türkçe müzik söyletmezlerdi, yasaktı. Türkçe iki kelime söylersen darbe olurdu Türkiye’ de. Ben bugün 12 lisanda şarkı söylüyorsam, 1940 ile 1962 yılları arasında yabancı şarkı söylemeye borçluyum…”

“Ayten Alpman’ ı Nişantaşı’ nda yolda gördüm, aşık oldum…”

Ayten Alpman

B. İlham Gencer, kendisi gibi caz sanatçısı olan ilk eşi Ayten Alpman’ ı Nişantaşı’nda yolda yürürken görür ve aşık olur. Elbette peşinden gider ve tanışır. Önce en iyi talebesi sonra eşi olur Ayten Alpman usta piyanistin. Bu evlilikten Ayşe ve İlhan Gencer dünyaya gelir.

“Ayten, Nişantaşı Kız Lisesinde okuyordu. Ben Rumeli caddesinde Gülen apartmanında oturuyordum. Elinde çantası bir gün caddede yürürken gördüm ve aşık oldum. Ayten benden 4-5 yaş küçüktü. İkinci eşim rahmetli Necla 15 yaş küçüktü. Ayten’ in peşine düştüm. Ertesi gün yolunu bekledim. ‘Sizde müzisyen havası görüyorum’ deyip evime davet ettim. Piyanoya oturdum ve meşhur film müziklerinden birini çalmaya başladım. O da benle beraber söylemeye başlayınca o günden sonra Ayten Alpman 1 numaralı talebem oldu. İstanbul Radyosu’nda da solistim oldu 1960’ a kadar. Sonra da ayrıldık. ”

Kuyruklu Piyano Steinway

1953 yılında Prens Alaaddin’ in Üsküdar’ daki köşkünde bir müzayedeye katılır B. İlham Gencer. Koç ve Sabancı ailelerinin de katıldığı bu müzayede’de, Türk müziğinin en büyük ustalarının da onunla yetişeceği meşhur kuyruklu piyanosunu satın alır. Çatı Gazinosunda en güzel köşeye yerleşir kuyruklu piyano. Çatı Gazinosunu bir dönemin Fahri konservatuvarı olarak nitelendiren B. İlham Gencer, Türk müziğine emek vermiş sayısız müzisyeni Çatı kulübündeki bu kuyruklu piyanoda misafir eder.

“ Rafi Portakal’ ın babası Aret Portakal yönetiyordu müzayedeyi. Steinway kuyruklu piyanosu vardı müzayedede.  Benim de 30 bin liram vardı. Koç ve Sabancı ailelerine caz piyanisti İlham Gencer de katılmak istiyor denilince, Allah razı olsun onlar müzayedeye girmediler. Sabancı o müzayededen bugün bahçesinde duran o atı aldı, Koç grubu da geyik heykelini alınca, ben de piyanoyu kaptım. Ve Çatı kulübü kurdum. Orada Ajda Pekkan, Cem Karaca, Barış Manço ve Emel Sayın’ ı sahneye çıkarttım. Çatı bir dönemin Fahri konservatuvarı gibiydi. Çünkü orada çok fazla müzisyen benim piyanomla çalışırdı. Ferdi Özbeğen, Timur Selçuk, Barış Manço… ”

Bak bir varmış bir yokmuş şarkısı ile Aranjman müzik akımı başlar.

“Türk pop müziğinde milat 1960’ lı yıllardı…”

“Rahmetli Fecri Ebcioğlu benim çocukluk arkadaşımdı. Bak bir varmış bir yokmuş şarkısına gelinceye kadar hepimiz yabancı şarkı söylerdik. Fecri’ ye bir gün dedim ki, bıktım şu yabancı şarkılardan, Allah rızası için bir şarkıya Türkçe söz yaz, belki kısmet olur ben okurum. İyi ki söylemişim, sene 1960, ben Çatı kulübünü açmışım. Bob Azzam orkestrası vardı ‘ C’est écrit dans le ciel’ şarkısı Fransız. Fecri uçakta alman sigara paketinin arkasına Türkçe olarak yazmış bu şarkının sözlerini. O dönem Çatı Kulüp 1 numara Türkiye’de. Fecri geldi, piyanonun üstüne koydu yazdığı sözleri. Çaldık, kıyamet koptu. Herkes her gece ‘Bak bir varmış bir yokmuş’ dinlemek istiyor. Türk pop müziğinde böylece bir milat oldu. Bak bir varmış’ tan sonra herkes başladı Türkçe söylemeye. Nur içinde yatsın Fecri Ebcioğlu.  Yabancı şarkılara Türkçe söz yazma kampanyası böylece başladı. Sonra Sezen Cumhur, Fikret Şenez yaptı. Rahmetli annem de Türkçe söz yazdı ama hiçbir yerde söylemedik.”

“Ben yetenek avcısıyım esasında…”

Çatı Kulüp’ de o yıllarda Türkiye’nin bugün en iyi sanatçı ve müzisyenlerini ağırlar, piyanosunu ortak kullanıma açar ve onların kariyerinde yol gösterici olur İlham Gencer…

“Kimseye ders falan veremem çünkü benim konservatuvar eğitimim yok. Allah vergisi bu yeteneğimi müzisyenlerime ulaştırmışımdır. Bunların içinde Yurdaer Doğulu, Ajda Pekkan, Füsun Ünal, Berkant var. Kalipso kralı Metin Ersoy var, ismini de ben koydum. Türk sanat müziğine kazandırdığım solistlerden biri de Emel Sayın’dır. Sene 1960. Caz parçaları öğrettim ona. Daha konservatuvara girmemişti. ‘A Portrait of My Love’ diye bir parça öğrettim. O da bana bir türkü öğretti. ‘Her şeyim hülyam sensin…’ Sonra Emel Sayın’ cığım çok da güzel gözleri vardı. Ankara’da konservatuvarı bitirdi ve geldi. Amerikalı Eartha Kith’ e ‘Üsküdar’ şarkısını öğrettim. Kırık Türkçesiyle 1 numara oldu diye Hürriyet gazetesinde okudum yıllar sonra. Türkçe bir şarkı dünyaya tanıtılmış oldu sayemde. ”

“Caz müziğine gönül verdiğim için biraz anarşistim…”

“Caz müziği spontanedir, kalıplara uymaz, anarşisttir. Türk sanat müziğinde nasıl kanunla Taksim yapılır, caz müziğinde de hangi enstrümanı çalarsanız çalın spontane olarak armoninin içinde kalır aynı notaları kullanmadan kendine göre akış yaparsın. ”

Baba’ya Vefa

İlham Gencer Sanatsal Faaliyetler Atölyesi

Necla Gencer

İlham Gencer son evliliğini Ege güzeli olarak bilinen Necla Gencer ile yapar. Bu evlilikten müzisyen Bora Gencer dünyaya gelir. Geçtiğimiz günlerde babasına olan vefasını göstermek adına B. İlham Gencer Sanatsal Faaliyetler Atölyesini kuran Bora Gencer, anne ve babasına dair anılarından bahsederken kadersel bir birlikteliği de hatırlar…

Bora Gencer İlham Gencer

“Fatma Girik, Göksel Arsoy’la ‘Bulunmaz Uşak’ filminde oynuyor. Annem 5.dk gözüküyor bu filmde ve o son gözükmesi oluyor. Babamla tanıştıktan sonra annemin sinema hayatı kalmıyor. Çok enteresan bir anım var. O filmde annem ev sahibi rolünde ve Fatma Girik o evin hizmetkarı. Aradan yıllar geçiyor bana bir dizi teklifi geliyor. Sibel Can’la başrol oynuyoruz. Fatma Girik evin hizmetkarı ve ben evin sahibi rolündeyim. 30, 40 yıl sonra annemle böyle ortak bir şeyi paylaşmış olmak çok enteresan bir tesadüf. Ege güzeli az kalır kainat güzeli bir kadındı annem. Babam da çok iyi bir müzisyen, iyi bir eş, onun oğlu olmak çok güzel bir duygu ama zor. İnsanlar sizi aynı mesleğin içinde olunca mukayese edebiliyorlar. Babam hiçbir ilişkisini menfaat üzerine kurmamış tam bir eski topraktır. Abim ve ablam da aynı şeyi düşünüyorlardır eminim. Babam ve bizler hayattayken onun adına bu sanat atölyesini kurmak istedim. Burada piyano, şan, drama, dans ve gitar dersleri yapılacak.”

Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım

1964 yılında Necla Gencer ile yeni evlenmiştir B. İlham Gencer. O yıllarda pek çok filmde başrol oynama teklifi gelir ama hepsini reddeder. Ta ki, “Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım” filminde Polis hafiyesi Emcet Behçet karakterine kadar…

“Yeni evlenmiştim Bora’ nın annesiyle 1964 yılında. Çatı kulüpteyiz. Rekin Teksoy’dan bir teklif geldi. Rekin, Necati Cumalı’ nın da akrabası olur. Set filmcilik diye bir şirket kurulmuş. O film şirketinden çok teklif geldi hiçbirini kabul etmedim. Ben müzisyenim artist değilim dedim. En sonunda Rekin, ‘İlham bey bunu kabul et ne olur’ dedi. O zaman Ayhan Işık 1964 yılları, 60 bin lira alıyordu. Ben de oynamak istemediğim için 100 bin lira verin oynayayım dedim. Peki dediler.  Bir zorluk daha çıkarttım, 50 bini peşin, 50 bini sonra verirsiniz dedim. Ona da peki deyince imzayı bastım…”

İlham Gencer ömrü vefa ederse 2023 yılını görmek ve Cumhuriyetin 100. Yılını yaşamak istiyor. Ömrü boyunca hep çalışıp üreten müzisyen sanatçı daha nice şarkılar seslendirmek ve keyifli projeler hayata geçirmek niyetinde…

Röportaj: Buket Şengül

Fotoğraf ve Video: Hasan Başaran

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikTiyatro Yalan Söylemez
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.