Klasik Dans eğitimlerinde, öğrencilerin hareketleri sadece kopyaladığını fark edince, alternatif sunabilmek adına yaratıcı dans dersleri vermeye karar verir. Bu derslere çeşitli kavramları da entegre ederek dans eden bir bireyin kendi beden hareketlerinin doğallık ve tekliğini ortaya çıkarmak, dansçı-eğitmen Lerna Babikyan’ın ilk hedefidir artık…

Yaratıcı dans, her yaştan insanı ve bedenini olduğu gibi kabul eden, kişinin algılama-düşünme süreçlerini harekete geçirip, bahsedilen kavramı bedeni ile araştırmaya teşvik eden bir dans türü. Doğru, yanlış, güzel, çirkin vb. yargıların olmadığı özgür, bağımsız bir alan. Tek kural egzersizin amacı olan araştırmaya sadık kalmak, bedenin sürprizlerine izin verebilmek, biraz da zihinden çıkmak!

Lerna Babikyan, dans yolculuğuna lisede bale eğitimi ile başlar. 2001 yılında Eğitim Fakültesinden pedagojik formasyonunu da alarak mezun olduktan sonra modern dansın kendisine uygun olduğunu fark ederek, Yıldız Teknik Üniversitesinin dans bölümüne girer. Günde 8-9 saatin dans ve baleyle geçtiği çok meşakkatli bir lisan eğitiminden geçer.

‘Bedenimize sürekli yatırım yaptığımız bir dönemdi. Sürekli bedeni hem güçlü hem de esnek tutmak gerekiyor dansta. Profesyonel anlamda bir dansçı olmak için 7- 8 yıl eğitim almak, bu süreçte de aktif dans hayatının, temsiller ile içinde olmak gerekiyor.’

Okuldaki eğitim süreci ve sonrasında atölye çalışmalarına ve eğitim almaya yurt dışında devam eder. Koreografiler yapar, dansçılığın yanına oyunculuğu da ekler.

Yaratıcı dansı nasıl tanımlıyorsun?

Laban hareket analizi üzerine kurulu bir hareket araştırma, dans yaratma ve geliştirme sistemi. Bütün dans disiplinleri için kullanılabilecek değerli bir anahtar. Latin dansı, salon dansları, halk oyunları vb. tüm dansların temeli olan mekan ve beden farkındalığı, yönler, patikalar, hız, enerji, akış tüm bunlara dair ders planları, egzersizler içeren bir eğitim. Modern dansın temeli de, Laban hareket analizleri üzerinden gelişen yaratıcı danstır.

Hareket neden önemli?

Biz aslında hareket edebilmek için tasarlanmış varlıklarız. Sürekli oturmak için tasarlanmadık. Eklemler, tendonlar, kaslar hepsi bu yüzden var. Kullanmak ve işlemek gerekiyor sadece. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmaların da kanıtladığı gibi hareket beynin gıdası. Hareket ettikçe beynimiz gelişiyor ve yeni nöron bağlantıları oluşuyor. Yaşama geri dönüyoruz, yenileniyoruz aslında. Yurt dışında bebek, çocuk, genç, yetişkin dans derslerinin yanında belli huzur evlerinde yaşlılar için dans ve egzersiz saatleri vardır. Hareketsizliğin unutkanlık yaratması ve özellikle ileri yaşlarda başlayan beden kondisyonu zayıflaması gibi dezavantajlı durumları hareketle ve dansla durdurabiliyor, aktif kalmaya yönlendirebiliyoruz. Böylelikle yaşamla zinde bir bağ kurulabiliyor.

‘Yaratıcı dans bireylere sözel iletişimin yanında, sözsüz ve bedenlerine dair bir iletişimin kapılarını açıyor.’

İfade edemediğimiz bazı şeyler hareketle dışarı çıkıyor. O gün aklınıza takılan bir problemin cevabı beklenmedik bir anda dans dersinde belirebiliyor. Hareket ederken bir yeni fikir fark edebiliyorsunuz. Zihinden çıkıp sadece bedenle var oluş noktasına geri dönüyoruz. Beden rahatladığı için zihin de rahatlıyor, zihin rahatlayınca içimizdeki çözümleri de daha rahat bulabiliyoruz. Günlük hayatın karmaşasından başka bir alana geçiyoruz. Hem bedenimize hem de ruhumuza yeni bir alan açıyor dans etmek.

Nasıl bir farkındalık yaratıyor dans?

Hepimiz klasik öğrenme sistemlerinden geçtik. Bilginin zihne yığıldığı sistemlerdi bunlar. Ancak atlanan nokta, bedenin de beyne bir şey öğretebilecek olmasıydı. Bedenimizde yaptığımız bir araştırma, zihnimizde de farklı kapıların açılmasına sebep oluyor. Hareket halinde, zihnimize yük olmadan kendimizi keşfedebiliyoruz.

Bedenimizdeki sonsuz ihtimaller bizi evrenle buluşturur…

Tüm öğretilerde vardır, bizler ve bedenimiz mikro kozmos, evren makro kozmos olarak tanımlanır. Bedenimizle bağ kurdukça içimizde olan makro kozmosa da açılıyoruz. Sadece gerçekten bırakmak ve yaşamak gerek. Çok bilmek bizleri tıkayabiliyor, bazen bilmemek daha iyidir.

Biraz meditatif bir tarafı da var bu dansın anladığım kadarıyla…

E tabi insan ırkı yeryüzünde var olduğundan beri dansı gözlemleyebildik. Birçok dinin hareketle bir pratiği var. Neden Sufîler dönüyor? Bir olmaya ve ulvi olanla bağ kurmaya niyet ediyorlar. Modern insanın iç ve dış doğası ile kopan parçasını tamamlamanın şekillerinden biri dans ve hareket…

Ben bu noktada kendi yolumun ve ışığımın peşinden gidiyorum. Kendi dansımı oluşturuyorum her an. Ve bunu herkes yapabilirse bu dünya başka bir yer olacaktır. Herkes kendi ışığının peşinden gitmeli, elbette istediği ve gerektiğinde doğru hissettiği eğitmenler ile çeşitli zaman aralıklarında çalışarak…

Evrenin var olan bir dansı var…

Şimdi biraz daha doğayla ilgili bir noktaya geldim. Biraz daha evrenin dinamikleriyle, doğayla, bitkilerle ve daha sayamayacağım birçok şeyle dansı ilişkilendirmeye çalışıyorum. Bahsettiğim şeyi kadim uygarlıklar geçmişte yapmış, yaşamış…

Bugün bana düşen dürüstlük ve samimiyet içinde bu bağı kendi bedenim üzerinden özgün bir hal içinde yeniden kurmak…

Zaten evrenin var olan bir dansı var. Çiçeklerin dönüşü, ay, güneş, rüzgâr, sular… Biz bunlarla ne kadar daha bütün olabiliriz? Buradan hareketle gördüklerimiz nasıl bedenleşir? Bu sorunun benim için yeni cevapları olmak durumunda çünkü yaşam değişiyor ve biz de değişiyoruz. Ben de bu anlamda kendime yeni bir dil oluşturuyorum.

Her yaştan insan yaratıcı dansa başlayabilir mi?

Evet başlayabilir. Çünkü yaratıcı dans rekabet üzerine kurulu, talepkâr bir dans modeli değil. Senin var olan potansiyelini olduğu gibi kabul edip oradan seni geliştirmeyi hedefleyen bir dans türü. 18 yıllık bir eğitmenlik deneyimim var ve tüm bu birikimin başka insanlara da akmasını istediğim için Yaratıcı Dans alanında Eğitmen Eğitimleri yapıyorum. Tamamen kişinin kendisiyle ve bedeniyle kurduğu bir odaklanma hali ve seyahat. Bu dansın herhangi bir cinsiyet ya da kültür yapısıyla ilgisi yok. Yaratıcı dans herkes için yapılabilir bir dans.

 

 

 

2016 Aralık

Lerna Babikyan – Buket Şengül

Bomonti

PAYLAŞ
Önceki İçerikŞair Kokulu Bulut
Sonraki İçerikBOLES
Uludağ Üniversitesi Turizm-Otelcilik - Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka ve proje yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi ve Satış, Sosyal Medya, Tasarım Kültürü, Girişimcilik ve NLP eğitimleri aldı. 2009’da kendi tasarımlarından oluşan markası Lui & Luisa yı kurdu. Aynı yıl öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde Türkiye’nin önde gelen gazeteci ve akademisyenlerinden Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. Markalaşma, Tasarım, Moda ve Sanat alanlarında çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alanlarda markalaşma söyleşileri yapıyor ve bağımsız yazarlık çalışmalarına devam ediyor.