Nurhayat!

  Çat diye kapı açıldı! Elinde içi dolu naylon torbasıyla, uyumsuz giyinmiş, iç içe geçmiş dalgalı saçlarıyla ufacık, esmer tenli bir kız çocuğu girdi içeri. Pek fütursuz elindeki torbayı attı desen işlemeli koltuğun üstüne. Mağazadaki aksesuarlardan en afilisini seçti. Eski stil, bordo...
  Yokuşları gri bir İstanbul gününde, Beyoğlu’nun arka sokaklarındayım. İtalyan Konsolosluğu’nun  grafiti duvarlı dar yokuşundan İstiklal caddesine çıkarken nefesinizin ilk kesildiği yerde yanlışlıkla sola dönerseniz karşınıza bereketli narlarla süslenmiş antika yeşili bir kapı çıkar.  İşte o kapıdan içeri girin! Arka fonda hafif...
  Hava yağmurlu ve gri, güneş açsa da bol ışıklı bir sohbet yapsak diye düşünürken birden vazgeçiyorum. Banu Gökçülle yapılacak bir sohbet zaten ışıl ışıl olacaktır havanın önemi yok. Arnavutköy'ün harika manzarasında smoke tea ve cevizli kurabiyeler eşliğinde ilham perisi...
Minibüs şoförünün ani freniyle birden irkildik. ''Okula geldik sol tarafta abla, ama orada bulabileceğin pek bir şey kalmadı''diye bağırdı aynadan bakarak… Sağda geniş, dipsiz bir uçurum, solda kocaman, ıssız bir arazinin soğuk ve terkedilmiş kapısında indik. Elimizdeki broşür, felsefe okulunun...
‘…Çay ne şarap kadar kibirli, ne de kahve kadar yapmacıktır. Üstelik çayda kakaonun kırıtkanlığından da eser yoktur.’   Okakura, çay odasının tüm inceliklerini anlattığı güzel eserinde böyle tanımlıyor, çay harici içeceklerin karakterini. Peki her sabah keyifle yudumladığımız çayın karakteri nasıldır? Çay...