Yeşil erik ağacının altında, oyuncak bebeğine ninni söyleyen çocuk sesi geliyor kulağıma uzaktan uzaktan…

-Uyu uyu,uyu ki büyü…

Sıcak ve nemden bunalmış halde uzaklara dalıp dalıp çıkarken bu sesle ayılıyorum. Rüzgarın esintisi, erik ağaçlarının muhteşem görüntüsü olmasa, sıcak seninle aram pek iyi değil biliyorsun.Yine de sayende ortaya çıkan doğanın enfes güzelliklerini görebildiğim için, sonsuza dek  kabulümsün.

Bir şiir not almışım, Orhan Veli’den;

‘Duyduğum yoktu ne vakittir,

Güvercin sesi, kumru sesi pencerede,

İçime gene yolculuk mu düştü, nedir?

Nedir bu yosun kokusu,

Martıların gürültüsü havalarda,

Nedir?

Yolculuk olmalı, yolculuk.

Hazırlıksız yollardayım. Yolculuk öncesi çanta hazırlamanın keyfi kadar, öylece kalakalmak da pek lezzetlidir. Olanla yetinmeyi öğretir insana.

Şile yollarına düştük bu kez, Şile Bezi Festivalini görmek, biraz incelemek, biraz kaçmak, biraz iş için…

Festivalin ilk  günü misafir olduk, erik ağaçlarının tatlı sahiplerine. Misafirperverlik üst seviyede. Yediğimiz her şey ev yapımı ve doğal. Ev sahibemiz bu işe pek meraklı. Kendi hazırladığı tuzsuz peynirinden, doğal tereyağlı eriştesinden, yoğurtlu çorbasından  ve konsantre tarçınlı-erik şuruplarından ikram ediyor sırayla. Yiyeceklerin tadına, bizim de keyfimize diyecek yok. Sanırım ikram faslı hiç bitmeyecek gibi. Kendisini en kısa zamanda İstanbul’a meşhur olmaya davet ediyoruz. Pardon Popüler!

Yemek sonrası zamanı iyi değerlendirmek için planlar yapıldı.

Şile merkez gezintisi, isteyenlere deniz, kum, güneş, akşam çiftlik evde mangal partisi , ardından festival ziyareti, Göksel konseri ve sabaha kadar çiftlik evin bahçesinde canlı müzik ziyafeti.

Şile festival alanına erken bir ziyaret yapıyoruz. Alana giderken, meşhur ‘Ağlayan Kaya’ aklıma geliyor. Bu hüzünlü bir Aşk hikayesi. Kavuşamayan iki gencin ölümüne ağlayan kayaların efsanesi. Karşımda duran kayalar onlar mı yoksa?

-Aman durun ağlamayın şimdi, lütfen!

Her anın fotoğrafını çekiyorum arsızca. Ardından 150 yıllık Şile Fenerinin, şile bezi ile sarılmış olduğu görsel çalışma aklıma geliyor. Güzel fikir doğrusu. Şile bezi Dünya’ya tanıtılması gereken bir marka olmalı. Doğru işler yapılırsa çok iyi bir malzeme olacağı kesin.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden yöresel  ve özgün sanatsal motiflerin sunulduğu standlar vardı, Şile festivalinde. Bizi çiçeklerle süsleyen, ve festival boyunca en kalabalık stand olan Ukrayna’ya bayıldım. Meksika’nın kendine özgü canlı renklerle bezeli tasarımları, dikişsiz bez bebekleri, Avusturya’nın sanatsal sunumu, Japonların Origami gösterisi, şile bezi dokuma tezgahları, İstanbul’dan ve Türkiye’nin pek çok bölgesinden gelen yöresel ve sanatsal sunumlar görülmeye değerdi.

Kremsiz, şapkasız sokağa çıkmayanlardan bendeniz, Şile güneşinin altında ertesi gün hafiften kavrulmaya karar verdim. Ahmetli’deki çiftlik evde, vişne ağaçlarının altında hazırlanmış muhteşem bir kahvaltı sonrası, Gel Bakalım Beach’teyiz bu kez.

Karadeniz’in dalgalı, topraklı sularında hafiften kıyıda yuvarlanıyor Şile halkı. Hafta sonu İstanbul’da 40 derecelere varan sıcaklar olduğunu duyunca, doğru yerde olduğumuzu düşünüyorum.

Ekipten bazıları, surf boat  için kürek çekmeye hazırlanıyor. Küçük ve hızlı bir eğitimden sonra güneşin kavurucu sıcağına dayanıklı koyu tenler, Şile sahilinde küreklere asılmaya başladı bile. Bari eğitim kısmını iyice dinleyip, biraz spor yaptıktan sonra mutlaka denemeli diyerek kameraya alıyorum olanı biteni.

Avustralya’dan gelen bir eğitmen eşliğinde Şile’de Surf Boat eğitimleri devam ediyor. Bizim Surf Boat hocamız Emre Hoca, misafir olduğumuz çiftlik sakinlerinin oğlu aynı zamanda. Yurt içi ve yurt dışında ekip olarak yarışlara katılıyorlar. Kollar ve vücut bu işe gayet müsait. Bir özendim ki sormayın. Döner dönmez spora başlıyorum kesin.

Kondisyonu yerinde olanlar, Şile’ye gelip bu eğlenceli sporu  kaçırmamalı diyorum. Şile İstanbul’a yakınlığı dolayısıyla İstanbulluların uğrak yeri. Ama gelişmeli mi, böyle doğal mı kalmalı karar veremedim. Kendine özgü haliyle çok güzel. Ve sanırım doğallığı bozmadan da gelişebilmek mümkün.

Şile ve şile bezi gelişmeli, bir şeyler yapılmalı şile bezi için, tanıtılmalı dünyaya. Bugüne kadar pek çok şey yapılmış ama daha iyi pazarlanmalı. Ses getirmeli. Çok kıymetli bir markamız haline dönüşmeli. Sadece yılda 3 günlük festivalle sınırlı kalmamalı.

Çok kıymetli Şile Belediyesi’nin Kültür-Sanat ekibi, iyi bir yaratıcı etkinlik ajansı, ve güçlü bir proje bir araya gelirse bu iş olur. Neden olmasın ki?

Biz tatil rehavetiyle dinlenmiş, yıldızlara saf saf bakarken fikri de bulduk…

Bizden söylemesi.

 

Buket Şengül

 

 

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerik‘Yazman En Üst Yapmandır’
Sonraki İçerikMütevazi Bir İçecek
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.

CEVAP VER