Bugünü Nazım Hikmet’i okuma, anlama hatta hissetme günü olarak ayırdım!

Küçük de olsa dokunalım istedim o günlerin yaşanmışlığına. 

Eski bir mektupla ya da şiirle anlamaya, hissetmeye çalışalım. Geç kalsak da pek çoğumuz gibi, çevirelim ilk gözümüze çarpan Nazım kitabının sayfasını ve okuyalım söylemek istediklerini kendimize. Belki ilk kez, belki bir kez daha!

Benim şansıma TARANTA-BABU’ya Mektuplar çıktı… ”İtalyan Rönesans’ının eşsiz yaratıcılığından bugünkü Roma’da iz bile kalmadığını anlatan..” ikinci mektup olduğu gibi alıntılanmıştır.

 

…Burda artık

büyük ustalar mermeri ipekli bir kumaş gibi kesmiyor.

Floransa’dan rüzgar esmiyor!

Ne Dante Aligieri’den şarkılar,

ne Beatriçe’nin nakışlı yüzü var,

ne Leonardo da Vinçi’nin öpülesi eli

Mikel Ancelo

müzelerde prangalı bir kürek mahkumudur.

Ve sapsarı boynundan

bir katedral duvarına asmışlar Rafaeli!

 

  • Afşar Timuçin’den Nazım Hikmet’in Şiiri
  • Karakalem: Ercan Sebat
PAYLAŞ
Önceki İçerikRöportajın Ustaları Buluşursa…
Sonraki İçerikŞair Kokulu Bulut
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.

CEVAP VER