Günümüzde bir toplumun yaratıcılık düzeyi, sahip olduğu kaynakları ekonomik alana değerli ve işlevsel bir ürün olarak ne kadar aktarabildiğiyle doğru orantılı ilerliyor. Bilgi toplumunun oluşturduğu bilgi ekonomisinde yeni endüstri olarak beliren yaratıcı endüstriler, bireysel yaratıcılıkla ve özgür düşünceyle beslenerek büyüyor.

Yaratıcılık, yenilikçilik ve girişimcilik, son yıllarda duymaya alıştığımız popüler kavramlar olması itibariyle yaratıcı endüstrilerin vazgeçilmez unsurlarına dönüştü. Yaratıcı ekonomi, 1990’lı yılların sonunda İngiltere hükümetiyle hayatımıza giren yenilikçi bir kavram.

Birleşik Krallığın günümüzde de özenle geliştirmeye devam ettiği yaratıcı sektörlerinin, ekonomisine katkısı 2013 yılının verilerine göre 76.6 milyon pound. Avrupa Birliği (The Economy of Culture in Europe), raporlarında kültürel ve yaratıcı sektörler ayırım yapılması gereken kavramlar olarak öneriliyor. Bu önermede kültürel endüstri; medya, film, kitap, yazılı basın, radyo ve televizyon gibi alanları kapsarken, tasarım, mimari, reklam, mobil alanlar ve yazılım yaratıcı endüstrinin içinde yer alıyor.

Yaratıcı endüstri tanımı Dünya Fikri Haklar Organizasyonu (WIPO) tarafından tanımlanırken “Korunan kişisel madde ya da çalışmaların yaratılması, üretimi ve imalatı, performansı, yayınlanması, iletişimi ve sergilenmesi ya da dağıtılması ve satışını yapan” tüm endüstriler bu kapsamda çerçeveleniyor. “Telif Hakkı” da yaratıcı endüstrilerde diğer bir önemli konu.

Son 10 yılın yükselen trendi olarak beliren Yaratıcılık kavramının Global ekonomiye olumlu etkisini fark eden Ekonomistler de, ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre yaratıcı ekonomi kavramını tanımlamaya başladılar bile.

Gelişmiş bir ülkede film, müzik ve edebiyat gibi kültür alanları yaratıcı ekonomiye değer sağlayabiliyorken bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde tüketime yönelik alanlar yaratıcı girişimcilikle eşleşiyor.

Tüm bunların ışığında, kendimize ‘yaratıcı toplum nedir?’ sorusunu sormak durumundayız. Yaratıcı Toplum, yaratıcı sektörlerin gelişmesi demekse, doğal olarak yaratıcı endüstrinin de gelişmesi demek oluyor. Günümüzde bu kreatif topluluğun doğal önderi  kabul gören Steve Jobs’un bu kavrama olan yaklaşımı ise son derece yalındı.

“Yaratıcılık, sadece nesneleri birbirine bağlamaktır. Yaratıcı yeteneklere sahip insanlara bir şeyi nasıl yaptıklarını sorduğunuzda, bu konuda biraz suçlu hissediyorlar, çünkü aslında onlar bir şey yapmadılar, sadece bir şeyler gördüler.” Jobs bu ifadesiyle aslında yaratıcı toplumun özgür düşünmesi gereken bireylerine gönderme yapıyor.

Yaratıcı Alan Platformlarının Yaratıcı Ekonomiye Katkısı

Türkiye’de son yıllarda yaratıcı ekonomiyi pek çok yönden destekleyen, hatta odak ülke olarak seçen önemli kuruluşlardan bir tanesi British Council Türkiye. Dünyada son yıllarda gelişen trend, paylaşım ekonomisinin ortaya çıkardığı Yaratıcı Alan Platformları ( Creative Hub) da British Council’in önemli zaman ayırdığı projelerden bir tanesi.

British Council Sanat Müdürü Cansu Ataman Bilgiç, British Council’in yaratıcılık tanımını kısaca  ‘Fikri ve Sınai haklar üretme yoluyla ortaya çıkan her türlü iş’ olarak yorumluyor. Kreatif bir işten bahsedilmek için bu hakları doğuran yaratıcı bir ürün olması gerekiyor ortada.

‘’British Council, geleneksel kültür ve sanat sektörlerinin teknoloji ve girişimcilikle kesiştiği noktadaki işlere yaratıcı endüstriler ve yaratıcı ekonomi olarak bakıyor. Çünkü teknoloji önümüzdeki dönemin de kilit noktası. Tüm teknolojiler özellikle İngiltere’de sanatın çok bambaşka bir boyutunun tecrübe edilmesine olanak sağlıyor. British Council’in ana temaları teknoloji, kültür ve yaratıcı girişimcilik üzerine kurulu. Bunun da ana sebebi kültür-sanata karşı olan devlet ve özel sektör desteklerinin azaltılıyor oluşu. İngiltere’de de Türkiye’de de bu durum geçerli. Kısacası ana tema, kültür, teknoloji ve yaratıcı girişimcilik diyoruz. İngiltere’de 2008 krizinden sonra en çok kültür-sanat sektörü etkilendi. Çok fazla fon kesilmeleri yaşandı. Tabii Royal Opera House ve Victoria and Albert Museum gibi yerler olmasa da daha bağımsız kuruluşlarda kesintiler çok fazla yaşandı. Bu yüzden kültür sanat alanında çalışacak kişilerin, yaratıcı girişimci gibi düşünmesi gerektiği ihtiyacı ortaya çıkıyor.’’

Odak Ülke Türkiye

Türkiye, British Council için önemli bir ülke. Hem ticaret açısından hem de politik açıdan. Wider Europe’un bir parçası olan British Council ingilizce, eğitim ve sanat alanlarında çalışıyor. Odak ülke projesi ise, seçilen ülkeye yönelik strateji geliştirilen bir proje.

2013-2014 yıllarında odak ülke seçilen Türkiye ile British Council potansiyel işbirlikleri geliştirmeye başladı. ‘‘İngiltere’nin tecrübelerini Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda uygulamaya çalıştık. Odak ülke projesiyle biraz daha tematik yaklaşmak istedik. 8 şehre gidildi Türkiye’de. Kalkınma ajansları ve üniversitelerle görüştük. Kalkınma ajanslarının projelerinden bir tanesi de yaratıcı ekonomiydi. En rahat çalıştığımız partnerlerden Kalkınma Ajansları Türkiye’deki yaratıcı ekonominin gelişmesi için çok önemli bir kurum.’’

‘’Yaratıcı Platformlar Global İhtiyaçların Ortaya Çıkmasından Doğuyor…’’

British Council Türkiye’nin, bu alanda yönettiği önemli projelerden birisi de Yaratıcı Alan Platformları. Avrupa’da yönettiği ‘Europen Creative Hubs Network’ diye bir ‘Yaratıcı Alan’ projesi var. Ayrıca, Avrupa Komisyonu’nun ve Avrupa’da farklı kreatif hub’ların işbirliğiyle 3 tane forum düzenliyor. Projenin amacı, Avrupa genelindeki yaratıcı platformları birbiriyle iletişime geçirmek ve onların bir haritasını çıkararak uluslararası işbirlikleri yaratmak. Bu hareket dünyada pek çok yerde eşzamanlı ilerleyerek ortaya çıkmaya başlamış.

‘‘Örneğin, Belgrad’ta bulunan Nova Iskra Hub, bizdeki Atölye İstanbul’la aynı misyona sahip. Benzer çalışmalar yapıyorlar. Birleşik Krallık’tan Open Task Hub, Atölye İstanbul’u ziyaret edince çok şaşırdılar. Çünkü gelmeden önce beklentileri oldukça düşüktü. Teknolojiyle birlikte genç insanların çok aktif olması ve her yerde benzer ihtiyaçların ortaya çıkması bir nevi global ihtiyaçların ortaya çıkmasından doğuyor. Mesela Mubi, bağımsız bir film projesi. Yaratıcı sektörden teknolojiyi kullanarak akıllı bir iş modeli ile iyi bir girişimde bulunuyor. Bizim bir diğer gözlemimiz de girişimciliği yaratıcı platformların destekliyor olması.’’

Yaratıcı alan platformları Birleşik Krallıkta da Türkiye’de de oldukça gelişmiş durumda. Şu an Türkiye’de 100’den fazla yaratıcı platform (hub) var. Hepsi farklı disiplinlerden yaratıcı insanları bir araya getiren onların etkileşimli çalışmasına olanak veren önemli organik yapılar.

Cansu Ataman Bilgiç, kriz anında bile yaratıcı ekonominin geriye gitmediğinin özellikle vurguluyor. ‘Yapılan araştırmalara bakınca İngiltere’de en gelir getiren sektörler medya, IT, film, edebiyat ve müzik. Bu sanat dalları yaratıcı ekonomiye değer katan sektörler. Bizdeki ana sektörlerse moda, ürün tasarımı ve zanaat. Bunu yaratıcı girişimcilik eğitimleri açtığımızda, kursa katılımlardan ölçümleyebildik. 3000’e yakın kişi başvurdu. Aslında bizim de yapmaya çalıştığımız biraz daha geleneksel sanat formlarının günümüze nasıl adapte olabileceğine bakmak. Asıl hedefimiz bir yandan bu.’

Yaratıcı ekonominin altyapısının sağlam ve sürdürülebilir bir çerçevede olması için teknoloji ve girişimciliği birleştirerek yaratıcı içeriği tecrübe etmek bir yerde sanat ve seyirci arasındaki ilişkiyi sağlıyor.

Bunun teknolojiyle var olabileceğine inanan British Council, aynı zamanda yeni girişimcilik becerilerinin de sürdürülebilir ekonomi açısından önemini vurguluyor.

‘Bizde dizilerin yurtdışına satılması da yaratıcı ekonomiyi besliyor. Aşk-ı Memnu dizisinin Dubai’ye satılması da buna dahil. Sadece bir şey satarak ve alarak değil de,  biraz daha edebiyat, müzik, tiyatro ya da görsel sanatların ekonomiye değer katacak şekilde iş modellerinin geliştirilmesi ve teknolojiyle tecrübe edilmesi daha fazla üzerine gitmeye çalıştığımız bir konu.’’

Tüm bu Yaratıcı Alan Platformlarının ve teknolojiyle birleşmiş yaratıcı girişimciliğin, yaratıcı ekonomiye katkısı ölçümlenebilir olmaya başlamış bile. Tabii bu kodlar bizdekine göre İngiltere’de çok daha net. Sağlıklı veriler elde edebilmek için, yaratıcı endüstrinin ülke ekonomisine katkısı ölçülebilir ve net gözlemlenebilir olmak durumunda. Tüm bu ardışık ilişkilerin doğru şekilde beslenmesi yaratıcı ekonominin de gelişmesi için önemli bir faktör.

 

İstanbul Art News Ocak 2017

PAYLAŞ
Önceki İçerikYazı Çizi Atölyesi Başlıyor…
Sonraki İçerikRüya Yazar Samuel Gallet İle Yedi Gün
Uludağ Üniversitesi Turizm-Otelcilik - Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka ve proje yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi ve Satış, Sosyal Medya, Tasarım Kültürü, Girişimcilik ve NLP eğitimleri aldı. 2009’da kendi tasarımlarından oluşan markası Lui & Luisa yı kurdu. Aynı yıl öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde Türkiye’nin önde gelen gazeteci ve akademisyenlerinden Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. Markalaşma, Tasarım, Moda ve Sanat alanlarında çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alanlarda markalaşma söyleşileri yapıyor ve bağımsız yazarlık çalışmalarına devam ediyor.