Dünya’yı sanatla değiştirmeyi uman bir Fransız sokak sanatçısının, Ortadoğu’da gerçekleştirdiği bir enstalasyonla, yerel halkı sevgiyle ve sanatla dönüştüren fotoğraf projesinin amacını soranlara kısa ve öz cevabı. ‘Sadece sanat!’

‘We’re just doing art…’ Bir Ted videosunda aklıma takılan cümle; ‘Sadece sanat yapıyoruz!’ Sanat bazen her şeydir. Bolca sevgi ve yaratıcılık içerir. Zamanı geldiğinde ise toplumları yaratıcı şekilde dönüştürür. Yaratıcı işlev sanatın pek çok dalında kendini gösteriyor. Hatta öyle ki, sanat terapisinde bile C.G.Jung hastaları üzerinde yaratıcı imajinasyonu bolca kullanmıştır. 

‘Creativity’ yaratıcılık kelimesi dünyanın son dönemde kullanmayı en sevdiği kelime olmaya başladı. Günümüzde yaratıcı aklın tüm unsurlarını kıymetli hale getiren bu pompalama hareketinden, biz de payımıza düşeni alıyoruz. Her geçen gün kreatif işler üst başlığına bir yenisi daha ekleniyor. Yaratıcı endüstriler hayatımıza yerleştikçe, yaratıcı ekonomi de paralelinde büyüdü, gelişti ve bu kavram dünyanın lokomotifi ve beslendiği başlıca unsur halini aldı.

Yaratıcı Endüstri kavramının geçmişine bakarsak, kültür endüstrileri evrilerek, nöbeti yaratıcı endüstrilere devretmiş gözüküyor. Değişen sadece isim değil elbette. İçerik olarak da yaratıcılık unsuru salt kültür unsurlarına kıyasla bir tık öne geçerek son yıllarda hak ettiği yeri doldurma çabasında. Yaratıcı ekonomi küresel ekonominin de önemli bir parçası haline geldi. Öyle ki, gün gelip yaratıcı ekonomi nedir ve neleri kapsar, sorusunu soran akademik çevreler ve sektör bileşenleri, yaratıcı ekonominin özünde yer alan yaratıcı endüstrileri on üç alt sektör halinde belirlemişler. Bunlar; Reklam, mimari, sanat, antika pazarı, zanaat, tasarım, moda, film, interaktif video oyunları, müzik, performans sanatları, yayıncılık, yazılım, televizyon ve radyo.

 ‘Bir ülkede yaratıcı sınıf olmazsa yaratıcılık adına hiçbir şey de yapılamaz!’

Türkiye’de yaratıcı endüstriler deyince akla ilk gelenlerden birisi, Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği. 2012 yılında YEKON ismiyle faaliyete geçen dernek çatısı altında 13 alt sektör var. Disiplinler arası bir yapılaşmayla konunun en iyilerini bir araya getiren konseyin amacı, yaratıcılık alanında sorgulayıcı eğitim sistemi ve nitelikli işgücü sağlayarak yaratıcılığın pek çok alanda tercih edilebilir olmasını sağlamak.

YEKON Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Kasapoğlu, yaratıcı endüstrilerin kültür endüstrisinden beslendiğini belirtiyor. ‘Regülasyon, mevzuat, kanunlar ve koruma olmadığı sürece kaliteli iş üretmek mümkün değil. İngiltere gibi ülkelerde ise bu durum yerel bazda kültür etkinliklerinin yeterli oranda desteklenmesiyle mümkün. Bir ülkede yaratıcı sınıf olmazsa yaratıcılık adına hiçbir şey de yapılamaz. Cep telefonu makinası yapıyor olmanın günümüzde bir önemi yok, onun içeriği önemli. İçeriği yaratansa yaratıcı ekonomilerdir.’

‘Yaratıcı kişiler mobil olmayı seviyor…’

Yaratıcı sınıftaki insanların çoğunlukla mobil olduğunu belirten Fırat Kasapoğlu, bu insanların ülke içindeki gelişimine izin verilmezse, çoğunun yurtdışına kaçabileceğini de belirtiyor. Yaratıcı Sınıf kavramı ilk kez Ekonomist, Yazar Richard Florida tarafından  ‘Yaratıcı Sınıfın Yükselişi’ isimli kitabıyla hayatımıza giriyor. Florida kitaplarında, entelektüel ve sanatçı kesimin oluşturduğu bu yeni orta sınıfın tanımını yaparken yaratıcı sınıfı anlamanın formülünü de ekliyor.

Yaratıcı sınıfın formülü basit: 3T teorisi, Teknoloji, Yetenek, Hoşgörü (technology, talent, tolerance). En önemli özelliği ‘mobil’ olmaları. Bir yere bağlı olmayı sevmiyor ve işlerini dünyanın her yerinden yönetebilecek bir esneklikte yaşamayı tercih ediyorlar. Diğer önemli özellikleriyse ‘tolerans’. Hoşgörü ve anlayış neredeyse oraya gidiyor olmaları. Yapılan araştırmalara göre dünyada 150 milyondan fazla yaratıcı insan var. Bunun büyük bir kısmı Amerika’da yaşıyor, geri kalanı da Avrupa ve Asya’ya dağılmış durumda.
Yaratıcı sınıfın doğmasıyla beraber yaratıcı kentler de oluşmaya başlıyor. 1990’ların sonlarına doğru İngiltere’de Yaratıcı Endüstriler Görev Birimi kurulmuş ve diğer ülkeleri de yaratıcı ve kültürel etkinlikleri geliştirmeleri konusunda etkilemiştir.

Dünyanın en zengin kültürlerinden birine sahip olan ülkemizde, yaratıcı sınıfın desteklenmesi, bize has yeni fikir, ürün ve markaların ortaya çıkması kaçınılmazken, bu konuda yaratıcı sınıfın önüne konan engelleri kaldırmak durumundayız. Bunu değiştirecek olansa elbette etkili ve yerinde ekonomik yaklaşımlarımız olacaktır.

 

 

 

Buket Şengül

 

 

 

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikİnsanlık Ailesi
Sonraki İçerikÇekicin Rüzgarındaki Ezoterik Yanılsamalar…Mehmet Aksoy
Uludağ Üniversitesi Turizm-Otelcilik - Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka ve proje yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi ve Satış, Sosyal Medya, Tasarım Kültürü, Girişimcilik ve NLP eğitimleri aldı. 2009’da kendi tasarımlarından oluşan markası Lui & Luisa yı kurdu. Aynı yıl öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde Türkiye’nin önde gelen gazeteci ve akademisyenlerinden Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. Markalaşma, Tasarım, Moda ve Sanat alanlarında çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alanlarda markalaşma söyleşileri yapıyor ve bağımsız yazarlık çalışmalarına devam ediyor.