Tam olma hali…

“Bu yaşam bir tamamlanma yolculuğu. Tam olduğumuzu hissettiğimizde göçüp gideceğimiz başka bir tam olma evreni bizi bekliyor olabilir…”

Beyaz ve huzurlu bir odada, yazı çemberindeyim. Bir kelime seçiyorum “Tamamlanma” ve yazmaya başlıyorum. Yeşim Cimcoz’ün Moda’da kurduğu yazı evinde, Gizem Pınar Karaboğa’nın yürüttüğü yazı çemberi atölyesinde sohbet ve yazı akıp gidiyor. Küçük yaşta yazmaya başlayıp, bir sürü ödüller toplamış başarılı ve kitapları olan bir güzel Gizem Pınar. Görüntü Sanatları okumuş ama yazmaya sevdalı. Bu genç yaşında ödüllü şiir ve çocuk kitapları bir de romanı var. Yazı çemberinde kelimeler buluyorum kendime özel, onun rehberliğinde…

  • Göz, duygu, beyaz, buket, sevgi, kalem, yazmak…

Gizem’le başladığımız yazı yolculuğunda, her biri yazılabilecek bir öyküye dönüşebilir kelimelerimi kendime katıp yazı evini keşfetmeye devam ediyorum.

Yeşim Cimcoz Yazı Evinde, Yazı Alıştırmaları, Öykü ve Roman Atölyeleri, Yazı Çemberleri, Arketip Atölyeleri, Yazını Kap Gel gibi pek çok yaratıcı başlıkta her yaşa ve talebe uygun atölye bulmak mümkün. “Temelde iyi yazmayı öğren gerisi şekillenir…” felsefesiyle yazma yolculuğunu özetliyor Yeşim Cimcoz.

Yazı evi ilk olarak Bahariye’de minik bir dairede kurulmuş. Yeşim Cimcoz’un deyimiyle duvarlar yetmeyince yer değiştirerek büyümüşler. Şimdilerde Moda’da huzurlu, dingin, üreten bir yapı kurmuş Yeşim hanım. Yazı evinin tatlı- komik kedisi İlhami ile piyano sesinin geldiği odaya doğru ilerleyip, Yeşim Cimcoz ile yazının yolculuğuna katılıyoruz.

Yeşim hanım çok yönlü, meraklı, gelişime ve öğrenmeye açık yaratıcı bir ruh. George Mason Üniversitesi’nde yazarlık eğitimi aldıktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde okutmanlık yapar ve yetişkinler için dil eğitimi üzerine yüksek lisansını tamamlar. Yeditepe Üniversitesi’nde Yazarlık ve Tercüme Dersleri verir. 25 yıla varan kişisel gelişim tecrübesini 20 yıla uzanan yazı yolculuğuyla birleştirerek yazı ve şifayı buluşturur.

 

Yazı Evinin Kuruluşu

Bahariyede kurulan ilk Yazı Evini kendisi için açtığını anlatıyor Yeşim Cimcöz “Ben kendi kendime yazarken, birileri de gelir yazar dedim. New York’ta bir yerde görmüştüm, içeri kartla giriliyor. 7-24 açık. Sadece masalar var ve herkes sessizce geliyor. Evde yazamayan insanlar geliyor. Aslında onu kurmak istemiştim. Param olmadığı için ortaya bir masa koydum. Bizde herkes bir masanın etrafında toplanıp bir arada olmayı seviyor. Sonra gelenlere baktım, birisi bu konuda çok iyiydi, sen ders versene dedim ona. Duvarlar bizi kabul etmeyince büyük yere geçtik. Mekanların zamanla sana ‘git artık’ dediğine inanıyorum. 2 senedir de Moda’dayız. Şimdi sanal aleme de açıldık. Sanal site kurmak bu işin başlangıcında ilk hayalimdi. ”

Türkiye’nin her yerinden katılımcısı olan Yazı Evinin sanal sitesi aylık abonelikler şeklinde işliyor. 14 atölyenin video ve notlarının yer aldığı sitede insanlar birbiriyle yazı yazma ve geliştirme imkanı buluyor. 5-6 modül olan hoca destekli atölyeler var. Yazıya dair her şeyi detaylı şekilde bulabildiğiniz kullanışlı bir platform.

Yazmak ve Şifa

Amerika’da yaratıcı yazarlık ve Amerikan edebiyatı okuyan Yeşim Hanım yazının iyileştiren bir yönü olduğunu bilenlerden. “Yazar olduğumu zannettim. Ama öyle yazar olunmuyormuş fark ettim. Türkiye’ye gelince çok etnik bir yer, ne kadar güzel ben burada bol bol yazarım dedim. Kalmak istedim. Önce İngilizce öğretmenliği yaptım Bilkent Üniversitesinde. Yetişkinler için dil eğitimi üzerine master yaptım. Master tezim öğretmen yetiştirmek üzerineydi. Uzun yıllar dil eğitimleri verdim. Sonra şifa işlerine bulaştım biraz. İnsanların süptil enerjileri almaları ne zor. Yazının iyileştiren, güçlendiren tarafını seviyorum.”

Yazmak günümüzde bir şifa aracı ve terapi yöntemi olarak da kullanılıyor. Çok bilinen ve kullanılan bir yöntem olmasa da, Yazı Evinde tercih edenler için yazarak şifalanmak da mümkün. “ Buna çok itiraz eden yazarlarımız olsa da öyle. Biz üniversitede psikanalitik okuma dersi aldık. O eğitimlerde bir yazarın analizini yapmayı öğrettiler. 3 tane eserini analiz ettiğinde, o yazarın derdi nedir hayatta, çözebiliyorsun. O nedenle bence kesin bir terapi yöntemi.”

“Yazmak Keyif ”

Yazı yazmanın keyif olduğu bir yerdeyiz. Bunu yazı evinin her odasında hissedebiliyorsunuz. Zihninize geleni kolayca kabul edip korkusuzca akıtabiliyorsunuz. Bunun yöntemlerini öğrenmek ve motivasyon için burada olmaya değer. Yazmanın Yeşim Cimcoz için ifade ettikleri ise keyifli… “Yazmak keyif. Keyif olduğu sürece de ürün çıkar zaten. Ürün çıkarmak için yazmak acayip zor ve gereksiz bir durum. Yazıyı işe dönüştüren bir şey. Mine Söğüt’ün güzel bir sözü var ‘Siz yazın aradan edebi değeri olan bir şey çıkarsa o zaten dünyada kendi yolunu bulur.’ İnsanlar yazamıyorum zannediyor. Ben bu düşünceyi yıkmak istiyorum. Herkes yazabilir. Dili ve anlatımı geliştirebilirsiniz ama yazar gözüyle hayata bakmak zamanla oluşan bir durum. Acılara bakmaya müsait olmakla ilgili. ”

Mutlu olursa ya da acı çekmezse üretemeyeceğini düşünen sanatçılar var. Sizce? “Acıyı tanımak, bilmek, ondan kaçmamak ve acının hayatın bir parçası olduğunu algılamak gerekiyor. Oya Baydar’ın bir sözü var çok severim, “umut vermeyeceksiniz yazmayın” der. Dünyanın her şeyine; acısına, tatlısına açık olunca yazmak daha kolay gibi geliyor.”

Yaratıcı Yazarlık

Yaratıcı yazarlık Türkiye’de sadece kurguymuş gibi algılanıyor. Amerika’da bizim aldığımız derslerde anlatılan, kurgusal olsa da, olmasa da onu yaratıcı bir dille yazma fikriydi. Yazıya giriş 1 dersinde öğrenciler bir süre sonra ben öykü yazmak istemiyorum diyor. Ben öykü yazdırmaya çalışmıyorum ama öyküyü okur ve oradaki dili öğrenirsen, bir rapor bile yazdığın zaman daha iyi yazarsın. Argüman yazmayı bilmiyoruz burada. Karşı tarafın düşüncesini çürütmek gibi bir şey hiç yok, sadece saldırı var. Kreatif yazarlık da işte bunları biraz daha süslemek, hikaye diliyle okura hitap edecek hale dönüştürmek aslında. Non fiction diye bir kelime yok Türkçede. Ya denemedir onun adı ya da köşe yazısı.”

Deneme de aslında çok anlaşılamayan bir tür. “Hem de hiç. Ne giriyor o türe bilmiyor kimse.”

Sınıflandırılamayan yazılar orada konumlanıyor genelde. Kreatif yazarlık reklamda markalar için oluşturulan yaratıcı bir fikrin yaratıcı bir metine dönüşme hali. Edebiyatta ise daha çok kurgulama gücü gibi benimseniyor.  Herkes kendi alanından yorumluyor gibi. Siz nasıl yorumlarsınız yaratıcı yazarlığı?

Benim için ifade ettiği şey akışta olmakla ilgili bir durum. Yazı şöyle bir şey; Örneğin yaratıcılık nedir; birbirinden bağımsız şeyleri bir araya getirip onu farklı bir şekilde sunma becerisidir. Biz böyle bakmayı da unutuyoruz ve düz görüyoruz. Bir de beyin çok fazla bilgiyle dolunca ön planda neye ihtiyacı varsa onu kullanır. Mesela bir boncuk koyduk herkesin önüne. Tarif etmesini isteyince, ilk aklına gelen şeyle tarif edecek. Birazcık zaman tanıyıp alan açarsan, hata yapma hakkını yavaş yavaş öğretirsen -çünkü onu geri öğrenmemiz gerekiyor- oyun oynama ve keyif alma becerisini geliştirirsen, doğal olan bir yaratıcılık zaten insanın içinden çıkıyor. Bir insan kreatif alandaysa öyle bir geliyor ki malzeme, kelimeler sadece ifade etmenin bir biçimi.

Kelimeler ve Yaratıcı Alan

Ve hepimizin çocukluğundan beri kullandığı şeyler kelimeler. Yaratıcılık, yaratıcı bir şey yapmaya çalışırken ölüyor. Ama ben sadece bir oyunmuş gibi, zamansız, kendi bildiklerimi anlatma derdinden çıkarsam, kendi içimde bir keşif yolculuğuna gidersem o zaman zaten kreatif bir yerde durmaya başlıyorum. O yaratıcı yerde olduğum sürece bana gelen bilgi içimi o kadar dolduruyor ki, akıtmam lazım onu. Pasta yapıyorsam pasta yaparak akıtıyorum. Kalem ve kağıdı seviyorsam da yazarak akıtıyorum. Öyle çalışınca bütün bir yazı otomatik olarak çıkıyor. Sonrası ise yapılan bazı ufak bozuklukları düzeltme işi. İnsanlar baştaki sürece güvenmedikleri için – çünkü öyle büyütülmedik-  hep öbür süreci daha iyi yapmaya çalışıyorlar. Çünkü okulda da onu öğreniyoruz. Yaratıcı yazarlık o alana girmekle ilgili bence. Ben eğitimlerde herkese söylüyorum. Yazmak için bir atölyeye gelmene gerek yok. Kitap okursun iyi okumayı öğrenirsin. Biraz analitik düşünmeyi biliyorsan sadece iyi kitaba ihtiyacın var. İnceler sonra da yazarsın. Bizim buradaki amacımız o tetiği yaratmak. O yaratıcı olma alanını açmak. O açıldığı anda zaten yazı çıkıyor.”

Yazılmayan yazılar peşimizi bırakmıyor. Onları er ya da geç içimizden akıtmalıyız. Yazı Evinde yazıya giriş 3 modülden oluşuyor ve her birinde kendimize biraz daha yaklaşıyoruz.

“İlk modülde tamamen maskeleri ve dirençleri yıkmaya çalışıyorum. Acımızı bir grubun içinde güvenle paylaşıp yazmazsak başka yazılarda tekrar karşımıza çıkacak. İnci Aral’ın ‘bir öykü nereden başlar’ diye bir yazısı var. Feridun Andaç’ın kitabına koymuştu. Babasının kendisini bir ağaçtan asmasıyla ilgili bir çocukluk travmasını yazmış. Demiş ki, ‘ruhumun bir yeri çatladı orada.’ İşte o ruhun çatladığı yerden yazarsan zaten yaratıcı alandasın. Sanat kaos olan hayatı biraz anlamlandırmaktır. Ama önce o kaosun içine dalmayı öğrenmek lazım.”

Çocuklar ve yetişkinler arasındaki yaratıcılığı kullanma farkı nerede ortaya çıkıyor?

Okul başlayınca yaratıcılık biraz düşmeye başlıyor. Ama tabi ki yetişkinden çok farklılar. Benim verdiğim bir ödev var. Flash Fiction yazdırıyorum katılımcılara. Bir hayvan seçiyorsun ve o hayvanın karakterini yazıyorsun. Elinde paket karakterin oluşuyor. Oğlum da yaratıcı yazarlık okuyacak yakında, örnek bir şey yazmasını istemişler okuldan. “Ben kertenkele adam yazamaz mıyım?” dedi. Sen yazabilirsin dedim. “O ne demek dedi.” Yetişkinlere yasaklardım bunu çünkü çok fazla uydururlardı. Orijinal bir şey yazma derdiyle yaparlar. Yusuf’un içinden çıktı o karakter. Bir başka zihin var orada. Şimdiki çocuklar o kadar açıklar ki dünyaya, bir anda çok fazla şeyi algılayıp sentez yapabiliyorlar.

Yaratıcı Atölyeler

“Michelangelo’ya sormuşlar, David’i nasıl yaptın diye; ‘David olmayan her şeyi mermerden çıkarttım’ demiş. Bizim mermerimiz bile yok. O yüzden önce mermer yapalım sonra ayıklayalım diyoruz. ‘Yazarak Hafifleyin’ diye bir atölyem var. Yazıyı serbest yazıp sonra bir yerde topladığımız bir süreç. Önce bir dökülelim ortaya. Lego oynamak gibi, tüm legoları önce yere boşaltıp sonra oradan bir şey çıkartırız mutlaka…”

Arketipler Atölyesinin içeriği nedir?

Arketipler atölyesine insan ilişkileri ve hayat matematiği diyorum. Herkesin dünyaya geldiğinde 12 tane şablonu var. O şablonlar senin kontratını belirliyor. Bu insan niye benim hayatımda, ben niye bu ülkeye taşındım gibi soruların cevaplarını buluyoruz. Hayata biraz daha sembolik bakarak görmek, tek bir bütün olsak bile değişik yanlarımız olduğunu kabul edip onurlandırma çalışması bu. 4 saatlik modüller olarak yapılıyor. “Kahramanın yolculuğu” diye bir başka atölye var. Hem yazarlar için hem de kamp yapmak isteyenler için yazı, sohbet, müzik ve şifa olan inziva çalışmalarımız var. Hepsi yazının şifa olduğu şeyler. Haftanın 3 günü 4 saatlik seminerler düzenliyoruz. Çocuk kitapları yazma semineri, film analizleri, gezi ve seyahat yazıları seminerlerimiz var. Hem maddi açıdan kolaylık olsun diye hem de yurtdışındaki yaratıcı yazarlık departmanlarına baktığımda felsefesi şu; Temelde iyi yazmayı öğren, gerisinin püf noktalarını bil yeterli. Çocuk kitabı yazma atölyesine 8 hafta girmen gerekmiyor. İyi yazmayı, roman ya da öykü yazmayı bilmen lazım. Seminerde 4 saatlik süre bilgi açısından kendi başına başlaman için yeterli oluyor.

 

 

 

 

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikİsmet Yazıcı’yla Kültür Tarihine Yolculuk
Sonraki İçerikAkademisyen Hayata Dokunabilen Kişidir
Uludağ Üniversitesi Turizm İşletme & Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Reklamcılar Derneğinde aldığı Reklam-Strateji-İnteraktif Medya eğitimleri sonrası çeşitli reklam ajanslarında marka yöneticiliği yaptı. Pazarlama İletişimi, Sosyal Medya, Kişisel Gelişim ve Tasarım Kültürü üzerine eğitimler aldı. 2009’da kendi tasarım markasını kurdu. Öykü, söyleşi ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 2014’de kurulan Röportaj Atölyesi’nde, Röportaj yazarlığı eğitimi aldı. İletişim, Tasarım, Moda ve Sanat alanındaki partnerleriyle çoklu projeler geliştiriyor. İstanbul Art News’te yaratıcı alan söyleşileri yapıyor. Tiyatro ve sahne sanatları eğitimine devam ediyor. www.yazname.com ‘un kurucusu ve kreatif editörü.